Açık Erişimli Yayın Meselesi

Bu sene, 25 yıllık öğrencilik hayatımın planlanan son senesi (Nasıl mı 25 yıl? 8+5+4+3+5). Böyle olunca, öğrencilere ücretsiz olan ama çalışanların ya katılamadığı ya da fahiş ücretler ödeyerek katılabildiği eğitimlerden faydalanmak ve kendimi öğrencilik sonrası hayata hazırlamak adına, okuldaki eğitimleri daha iyi araştırır oldum. Bu kapsamda en son gittiğim ve çok yararlı olduğunu düşündüğüm seminer Açık Erişimli Yayın Yapmak (Open Access Publishing) üzerineydi.

Akademi, bu kadar içinde değilken bana ideal bir çalışma ortamı gibi görünürdü. Nasıl görünmesin ki? Bir grup üst düzey eğitim almış kişi, gençleri geleceğe hazırlamak ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çalışıyor. Ancak içine girince bunun pek öyle olmadığını, akademinin iş güvencesizliği, ticarileşmiş araştırmalar, yayın baskısı gibi, pek çok detayıyla kişileri bu “ideal” dünyadan uzaklaştıran özelliklere sahip bir yer olduğunu gördüm.

*Konu buraya gelmişken bugün gördüğüm bir haberi paylaşayım: Güney Kore’de, üniversiteye girişte bir avantaj sağladığı için, çocukların adı makaleye eş yazar olarak yazılıyormuş. Şimdiye dek çocuk eş yazarlı 549 makale gözden geçirilmiş ve içlerinden 24 tanesinde haksız yazarlık teslim edilmiş. Haber burada.

kore.png

Bu ideal dünyadan uzak olmanın bence en önemli bileşenlerinden biri, yapılan yayınların herkese açık olmaması. Araştırmacıların maaşları ve akademik projeler halkın ödediği vergilerle finanse ediliyor. Devlet kurumları bir projeyi değerlendirirken, proje çıktılarının toplum gereksinimlerine ne kadar yanıt verdiğini dikkate alıyor. Bilim insanları, çalışmalarını bir ücret beklentisi olmaksızın dünyaya sunuyor. Bunu da akademik dergiler aracılığıyla yapıyor, çünkü hem dergilerin değerlendirme süreci sayesinde yapılan iş ulusal ve uluslararası seviyede geçerlilik kazanıyor, hem de terfi süreçlerinde yayınların nerelerde yapıldığına bakılıyor. Dergiler, yayınları gönüllülük esasıyla çalışan hakemlere gönderiyor ve bu süreçten başarıyla geçenleri yayımlamaya karar veriyorlar. Ama sade vatandaş olarak bizler vergilerimizle finanse ettiğimiz ve bize katkı sağlaması ön görülen bu çalışmaları, ödeme yapmadan okuyamıyoruz! Akademik dergiler için harika bir iş planı! Nitekim, aşağıdaki kar marjları tablosu da bunu doğrular nitelikte.

kar marji
Kaynak: https://alexholcombe.wordpress.com/2015/05/

Neyse ki artık, temelleri 2002’de atılan bir hareketle açık erişim konusunda bazı inisiyatifler almaya başladık. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen projelerin 2020’den itibaren tamamen açık erişimli olması planlanıyor. İsviçre’de, kamunun finanse ettiği tüm bilimsel yayınların 2024 itibariyle açık erişimli olması ön görülüyor. TÜBİTAK da açık erişimi destekliyor.

Açık erişimin, parasal mevzuların dışında, bilim insanlarına da çeşitli faydaları var. İlki, çalışmanızın görünürlüğü artıyor. Her geçen gün ortalamaları gittikçe artan hakem değerlendirme süresine tabi olmadan, çalışmanızı dünyayla paylaşıp geri bildirim alabilir hale geliyorsunuz. Çalışmanız internette herkese açık ortamda olduğundan, dünyanın her yerinden kimseler tarafından değerlendirebilir hale geliyor. Bu da, akademide ne yazık ki karşılaştığımız sonuçların tekrar edilemezliğini azaltmış oluyor. Ve son olarak, bilgiyi demokratikleştirmiş oluyorsunuz. Coğrafi ya da kurumsal mesafeler kapanıyor ve bilgi, kimin nerede ihtiyacı varsa orada kullanılabilir hale geliyor.

Peki, açık erişime ikna olduk. Dergilerin şimdiki gibi kaldığı bir düzende, legal yollardan açık erişimi desteklemek adına neler yapabiliriz?

Öncelikle, eğer yayın yapıyorsanız:

  1. Yayın yaptığınız derginin açık erişim politikasını SHERPA/ROMEO‘dan kontrol edin. Tabi ki her disiplinde farklıdır ancak benim ilgimi çeken dergilerde yazarlar hem hakem değerlendirmesi öncesi (pre-print), hem de değerlendirme sonrası sayfa düzeni yapılmamış makaleyi (post-print) arşivleyebiliyorlar.
  2. Yine aynı siteden, söz konusu derginin ambargo süresini kontrol edin. Bu süre genellikle 12 ila 48 ay arasında değişiyor. Ancak çoğu dergi, araştırmaları finanse eden kurumların baskısıyla bu ambargo süresini pazarlık edilebilir hale getirmiş durumda. Araştırmanıza finansal destek aldığınız kurumun talebini iletmekten ve ambargo süresi pazarlığı yapmaktan çekinmeyin.
  3. Ambargo süresinin bitiminde (başlangıcı makalenizin internet ortamında ilk kez erişilebilir olduğu tarih olarak alabilirsiniz), elinizdeki hakem değerlendirmesi öncesi ya da sonrası makaleyi, kurumunuzun ya da disiplininizin havuzuna ya da kendi internet sitenize yükleyin.

Tebrikler, yayınınız artık açık erişimli!

Yayın ararken:

  1. unpaywall, Kopernio, Lazy Scholar gibi uzantıları tarayıcınıza ekleyerek, aradığınız yayının açık erişimli bir versiyonu olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
  2. Makalenizi Twitter’da #ICanHazPDF etiketini kullanarak arayabilir, söz konusu yayına erişimi olan birinin makaleyi size göndermesini sağlayabilirsiniz.
  3. Bir önceki maddenin benzerini, Ekşi Sözlük’te “Makale aranıyor duyuruları” başlığında da yapabilirsiniz.

Ödediğimiz vergilerin nasıl kullanıldığını görmek hakkımız, bilgiyi erişilebilir kılmak topluma karşı sorumluluğumuz. Ve günümüzde bütün bunlar, internet sayesinde daha önce hiç olmadığı kadar kolay. E o halde, şairin de dediği gibi: ne duruyorsun, helva yapsana! 🙂

 

 

 

 

 

 

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. ömer dedi ki:

    Akademiye olan isteğimi azaltmış olsa da güzel bilgilendirici bir yazı olmuş. Artık akademisyenlik düşünmüyor musunuz? Düşünmüyorsanız ne yapmak istiyorsunuz? Düşünüyorsanız nerede düşünüyorsunuz? Ülke şehir?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s