Doktoranın Karanlık Yüzü: Keşke Başlamadan Önce Bilseydim Dediklerim

Doktoraya başlarken, akademik kariyer istediğimden şüphem yoktu.

Lisans ve yüksek lisans yıllarımda hocaların çalışma hayatlarına özenirdim. Çok iyi bildiğin bir şeyi başkalarına öğretme tatmini yaşama, sürekli gençlerle ya da belli akademik seviyedeki kişilerle muhatap olma, esnek çalışma saatleri, üniversite ortamı, güzel ve sakin ofisler.. Tüm bunlar gözüme, işinden memnun olmak için yeter hatta artar koşullar olarak görünürdü. Bir de üstüne, ilgi duyduğun konuyla ilgili merak ettiklerini, istediğin yöntem ve kişilerle araştırabilme şansına sahipsin, bununla para kazanıyorsun. E daha ne olsun.

Böyle bir çalışma hayatına sahip olmak için geçmem gereken yol doktoraydı ve doktoraya başlarken kararımı 1 saniye dahi sorgulamadım. Kendimden çok emindim.

5. yılıma başlarken şimdi sorsanız, evet, yine doktora yapabilirim, çünkü hayatını merak ettiklerini araştırarak idame ettirme fikri hala gerçeküstü geliyor. Ama başlamadan önce şunlara dikkat eder, ince eleyip sık dokurum:

Hoca

Her okulun farklı bir sistemi olduğunu biliyorum. Bazı okullarda doktoraya başlıyor, zorunlu dersleri tamamlıyor, sonra çalışmak için bölümün hocalarından birini seçiyorsunuz. Karşılıklı anlaşırsanız doktora danışmanınız kendisi oluyor.

Bazı okullardaysa -benimki gibi- önce hocayı seçiyor, onunla anlaşıyor, daha sonra okula müstakbel tez danışmanınızla beraber başvuruyorsunuz (Detayları şurada anlatmıştım).

Beraber çalışmak istediğiniz hocayı seçerken ilk bakılan yerler tabi ki hocanın uzmanlık alanları, yayınları ve kullandığı yöntemler. Konu çalışmak istediğiniz bir konu olmalı, yöntem olarak da size uymalı. Siz simülasyon yapmak isterken bu yöntemi hiç kullanmayan bir hocayla çalışmak zorlayıcı olabilir (Tabi burada hocanın tutumu da önemli. Daha önce tecrübesi yoktur ama bu konuyu öğrenmek istiyordur. O zaman beraberce öğrenirsiniz).

Bu kısım kolay çünkü çok büyük ihtimalle bu bilgileri internette bulacaksınız. Asıl zor olansa, hocanızın karakterine ve çalışma şekline dair bir şeyler öğrenebilmek. Bu konuda mevcut ya da eski doktora öğrencileri kaynak olabilir, ama düşüncelerini açıklıkla söylemeye ne kadar istekli olurlar emin değilim. Siz esnek çalışma saatleri ile daha verimli olurken, hocanız 9-5 çalışan biridir ve sizi de bu saatlerde ofisinizde görmek isteyebilir. Siz düzenli toplantıları severken, hocanız nadiren ofisinde olup, size ayda 1 saatten fazla ayırmayacak olabilir. Siz inisiyatif almayı ve her adımda denetlenmemeyi umarken, hocanız modelinizdeki bütün değişkenleri tek tek kontrol etmek isteyebilir. Takdir edersiniz ki, önünüzdeki 4-5 yıl birebir çalışma yürüteceğiniz kişiyle uyum içinde olmamanız, ofise ayaklarınızın geri geri gitmesine sebep olabilir.

Diğer dikkat edilmesi gereken ve ne mutlu ki yine internette bulabileceğimiz bir bilgi: müstakbel hocanızın kariyerinde nerede olduğu. Biri diğerinden daha iyi ya da kötü değil, ancak hoca seçimi yaparken bence beklentilerinize göre bilinçli olmanız gereken bir husus. Hocanız doktorasını yeni bitirmiş, taze ve dinamik bir doçent mi? Yoksa emekliliğine yaklaşmış, tecrübeli ve dingin bir profesör mu?

Bu iki örnekten yola çıkacak olursak, kariyerinin başında bir hocanın yeniliklere daha açık, kariyeri konusunda daha hırslı, dolayısıyla daha çok çıktı üretmeye motive, sizinle arasındaki yaş farkı da nispeten az olduğu için belki de anlaşması ve iş dışında ortak konular bulması daha kolay biri olacağını varsayabiliriz. Öte yandan bu seviyedeki bir hocanın belki de ilk öğrencilerinden olacağınız için, bir doktora tezi yönetmedeki acemiliğine denk gelebilirsiniz.

Emekliliğine yakın hoca ise yılların getirdiği tecrübeyle konusuna hakim ve muhtemelen defalarca doktora tezi yönettiğinden karşısına çıkacaklara daha hazırlıklı olacaktır. Diğer taraftan, bu hocayı yeni bir yönteme, konunun yeni bir boyutunu çalışmaya ikna etmek daha güç olabilir. Yakında emekli olmayı planlayan biri, kariyeri için risk almaya, büyük ve çarpıcı projelere pek istekli olmayacaktır.

Üniversite

Doktora başvuruları esnasında endişeye kapılmak ve hiçbir kabul alamayacağınızı düşünmek olası. Bu sebeple, karar verirken bazı noktaları detay olarak görüyor ve pek de odaklanmayabiliyorsunuz. Oysaki bunlar, önünüzdeki 4-5 yıl boyunca psikolojinizi çok etkileyecek.

Siz de kuşkusuz, doktora yapacağınız yeri seçerken üniversitenin, departmanın dünya sıralamalarındaki yerine baktınız. Bunlar içinize sindi ve üniversite ile ilgili araştırmanızı burada sonlandırdınız.

Diğer önemli husus departmandaki hoca sayısı ve hocaların çalıştıkları konular. Küçük departmanlarda genelde birbirinden çok farklı konuları çalışan bir avuç hoca oluyor. Hal böyle olunca, işbirliklerinin sonucu daha ilgi çekici olacaksa da, işbirliği yapmak çok daha zor. Hatta bırakın işbirliğini, bir hocanın organize ettiği bir seminere gidip kendi işinizde kullanabileceğiniz bir şeyler öğrenmek dahi zorlaşıyor.

Öte yandan akademik çalışmalarda farklı alanlardan beslenmek genelde iyi sonuçlar doğuruyor. Birbirinden bu denli farklı alanlarda çalışan bir grup insanla aynı departmanı paylaşmaktan beslenenler de olabilir. Mesele yine sizin nasıl bir doktora hayati istediğinize ve beklentilerinize geliyor.

Ülke 

Doktorayı yurtdışında yapacağınızı varsayarsam, başlarkenki yaşınız ve doktoranın doğası dolayısıyla, bu süreçte çok yalnızlık çekeceğinizi söyleyebilirim. Evet, ben de inanmıyordum ama belli bir yaştan sonra arkadaş edinmek ve yeni insanlarla yakınlaşmak gerçekten zor. Yurtdışında olduğunuzda buna bir de kültür ve dil bariyerleri ekleniyor ve iş daha da zorlaşıyor.

İşte bulunduğunuz ülke bu noktada önem kazanıyor. Siz zaten bu durumdayken bir de zaten soğuklukları ve insan -ya da yabancı- sevmezlikleriyle ünlü bir ülkeye giderseniz geçmiş olsun. Kimseyle konuşmadan geçirdiğiniz gün sayısı hızla artacak. Jim Rohn’un “Hayatınızda en çok vakit geçirdiğiniz 5 kişinin ortalamasısınız” lafından yola çıkarak kendinizi hesaplamak isteseniz, o 5 kişiye her gün bindiğiniz otobüsün şoförünü dahil etme noktasına geleceksiniz.

Yalnızlık sizi rahatsız etmiyor ya da arkadaş canlısı bir yapınız var diyelim ve bu konuyu geçelim. Seçeceğiniz ülke, doktora sonrası iş olanakları için de önem taşıyor.

Örneğin İsviçre’de toplam 12 üniversite var. Nüfusta artış yok, ülkeye göç kontrol altında, dolayasıyla üniversitelerin büyüme ve hoca sayısını arttırma ihtimalleri oldukça düşük. Hocaların da genelde işlerini emekli olurken bıraktıklarını düşünürsek, İsviçre’de akademik bir iş bulmanın zorluğunu sanırım hayal edebiliriz.

Yine İsviçre örneğinde, mezuniyetiniz sonrası akademik olmayan bir iş bulmak isterseniz, yüksek maaşlar sayesinde bu ülkede çalışmaya can atan dünyanın dört bir tarafından kişilerle rekabet edeceksiniz. Bir de bu pozisyonları önce İsviçrelilerle, o olmazsa Avrupalılarla doldurmak isteyecekler ve size sıra bu özelliklere sahip hiç kimseyi bulamazlarsa gelecek. “Bunca yıl burada yaşadım, beni artık vatandaş yaparlar herhalde” derseniz de yanılırsınız, çünkü şurada da yazdığım gibi İsviçre vatandaşlığı o kadar da kolay değil. Ancak örneğin Hollanda’da, İsviçre’dekiyle ayni koşullarda bir doktora yapacak olursanız, doktora bitiminde uzun dönemli oturma iznine (ya da vatandaşlığa) başvurmaya hak  kazanmanız mümkün. Kendinize yurtdışında bir hayat planlıyor ve bu tip konuları önemsiyorsanız, doktora kararı vermeden önce bu konuyu da araştırmalısınız.

 

*************************************************************************************

Bu yazıda özellikle olumsuz yanlardan ve dikkat etmediğim için pişman olduğum noktalardan bahsetmek istedim. Elbette tüm tablo bu kadar olumsuz değil, sevenlerim üzülmesin.

 

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. ömer dedi ki:

    Biraz içimi kararttiniz açıkçası 🙂 Ama ısviçre konusunda çok kararlıyım. Zorlukları göze alabiliyorum. Doktoranın aydınlık yüzü isimli çalışmanızı bekliyoruz efendim…:)

    Beğen

    1. 12ay12yer dedi ki:

      Yazma planlarim arasinda yoktu ancak istek olduguna gore bi’ dusuneyim 🙂

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s