Kars Gezisi – 1. gün

Çok yazıldı çizildi söylendi. Yıllardır da “gitmek istediğim yerler” listelerimde yer aldı. Ve azmin zaferi olarak, 10 günlük Türkiye tatilime 4 günlük bir Kars seyahati sıkıştırmayı başardım! Onlar basamağını 2’den 3’e geçirirken bana en güzel hediye oldu.

Öncelikle biz de herkes gibi 25 saatlik yolculuk tecrübesini de tatmak için Ankara’dan trenle gelmek istedik. Günler öncesinden, dört bir koldan sürekli kontrol ettik. Lakin tarihlerimiz esnek olmadığından, geri dönüşü de uçakla yapmak istediğimizden -fiyatlar daha fazla artmadan- Kars’a uçak biletlerimizi aldık. Tren bileti konusunda da hem içeriden aldığımız bilgilere, hem de Kars’ta tanıştığımız kişilerden öğrendiğimize göre turizm acentalarının yerleri daha satışa çıkmadan kapattığı ne yazık ki doğru. Kulaktan dolma olarak isteyince trene vagon ekletilebildiğini öğrendik ama şartları nelerdir, herkes yapabilir mi yoksa kurum mu olmalı vb gibi soruların cevaplarını bilmiyoruz.

Yola sadece kalacak yerimizi ayarlayarak çıktık. Yollardan korktuğumuz için araba kiralamayı düşünmedik. Bir şekilde taksiyle, minibüslerle ya da turlarla istediğimiz yerleri gezebileceğimize inandık. İyi ki de öyle yapmışız.

28 Aralık cuma, saat 10:30 civarı Kars Harakani Havaalanına iniyoruz. Yer Kars, ay da Aralık olunca soğuk konusunda çok korkutulduk, endişeliyiz. Ama bir dakika, uçaktan indik, dışardayız ve üşümüyoruz! Bunun coşkusu, sabahın köründe uçağa binmiş olmamızın mayışıklığını üzerimizden atıveriyor.

Kars’ta çok güzel oteller var ama yılbaşı haftasonuna denk geldiğimiz için istediğimiz tarihlerde neredeyse hepsi doluydu. Ulaşıma olağandan daha fazla bütçe ayırmamız gerektiğini öngörmüştük. E bir de kalacağımız zaman zarfı için gece hava sıcaklığı tahminleri en yüksek -10 olduğundan ısıtma konusunda güvenebileceğimiz bir yer olsun istedik. Bütün bu kriterlerimiz sonucunda kalacak yer olarak DSİ’nin misafirhanesini ayarladık. 2018 Aralık itibariyle kişi başı gecelik 52 TL’ye kalacak yer konusunu sıcacık çözdük.

Havaalanından çıkıp bizi DSİ’ye götürecek bir taksi arıyoruz. Daha taksiye biner binmez “Hoşgeldiniz, niye geldiniz, nereleri gezeceksiniz?” muhabbeti başlıyor. Gezmeyi istediğimiz yerleri sıraladığımızda yaklaşık 500 km yol yapacağımızı hesaplıyoruz hep birlikte. O zamanlar henüz sizli bizli olduğumuz ama gezi sonunda arkadaşımız olacak Ersoy bize çok iyi bir fiyat veriyor. Fiyata bütün geziler, havaalanı transferleri, şehir içine gidiş-gelişler, rezervasyonlar dahil. Ürkek ceylanlar olarak hemen kabul etmiyoruz, birkaç yerden daha fiyat alıp onu arayacağımızı söylüyoruz. Odaya gidince not aldığımız numaralara göz gezdiriyoruz. Derken onlardan birinin Ersoy olduğunu, Ersoy’un da Oi’nin şu yazısında bahsettiği bizim de not aldığımız @karstaxii olduğunu fark ediyoruz. Arayışımız burda sonlanıyor 🙂

O öğleden sonra aklımızda Ani ya da Çıldır var. Şu an hatırlamadığım ama o an çok mantıklı olan bir sebepten dolayı Çıldır’a doğru yola koyuluyoruz.  Yolda, şu şarkı çalıyor, manzaraya bakmaya doyamıyoruz.

IMG_8415

Donmuş gölün üstünde olmak efsane bir duygu. Daha önce İsviçre’de başıma gelmişti. Ama Çıldır ıssızlığı ve kasvetiyle o cuma günü bir başka. Hiç üşümediğimiz kadar üşüyoruz. Fotoğraf çektiğimiz saniyelerde ellerimiz donuyor. Gölün üzerinde öylece dikilmek, sadece durmak ve etrafa bakmak istiyoruz. Üşüyoruz. Ama çok mutluyuz.

*Biz hava koşullarından dolayı gidemedik ama Çıldır’ın ilerisinde bir de Şeytan Kalesi var, fotoğraflarda çok etkileyici görünüyor.

IMG_9535

Restorana kendimizi zor atıyoruz. Gölden çıkan sarı balıktan bir porsiyon, iki de şalgam söylüyoruz.

IMG_8422

Hava koşulları çetinleşiyor, dönüş yolu ayrı güzel. Çok üşümenin ve manzaranın etkisiyle sessiziz. Arabayla şehir turu yapıyoruz. Şehirde Rus mimarisi var evet, ama bütün şehir öyle diyemeyiz. O güzelim binalar yıkılıp yerlerine artık her yerde gördüğümüz karaktersiz apartmanlardan dikilmiş, dikilmeye de devam ediyormuş. Yine de şehrin farklı bir havası var. Konservatuar Binası, Eski Bira Fabrikası, birkaç otel derken Kars Kalesi’ne çıkıyoruz.

Akşam planımız Puşkin Restoran‘da yemek yiyip dans gösterisi izlemek. Fazla turistik mi olur diye hafiften endişeliyiz. Ama endişeler yersiz! Muhteşem bir binada önce bayıldığımız evelik çorbalarımızı içiyor, üzerine kazımızı yiyoruz. Tanıdığım bir mutfak değil ama kaza bayılıyorum. Kars’a dair özleyeceklerim arasında yemek olarak en üst sırada bu ikisi var.

IMG_8455

Dans gösterisini Instagram’daki @karskafkasyaliasiler yapıyor. Hayranlıkla izliyoruz. Kadınların figürleri çok nazlıyken erkekler adeta birer küheylan. O gün orda dans eden, ertesi günlerde bizi gezdirecek olan Aykut’tan daha sonra dansın detaylarını öğreniyoruz. Örneğin, “tırnağa kalkmak” diye adlandırılan, erkeklerin parmak uçlarında dans ettiği bir figür var. Bu figür, savaş sırasında işkence olarak ayak tabanları kesilmiş askerlerin nasıl yürüyüp savaştığını bize gösteriyor.

IMG_8464

Şaşkınlık ve hayranlıkla, Dansçıların figürlerini ve harcadıkları eforu tartışarak odamıza dönüyoruz. Henüz yarın hayatımızın en soğuk günü olacağından habersiziz 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s