Aylardan Ekim, Yerlerden Edinburg: Bir Haftasonunun Maliyeti

Edinburg’da geçirdiğim haftasonunu şurada ve şurada yazmıştım. Geldik son kısma.

Rehberli turdan sonra biraz oturup dinlenmek, biraz internetten faydalanmak, bir de müze görmek için İskoçya Ulusal Müzesi’ne gidiyorum. Zaten tur tam da müzenin yanında bitiyor. Açıkçası müzeden çok ümitli değilim, yerel kıyafetler, kap-kacak görürüm derken koskocaman bir müzeyle karşılaşıyorum! Müzede ilgi alanınıza göre bir kat bulmanız çok kolay: hayvanlardan modaya, doğal hayattan tasarıma pek çok farklı galeri var. En üstteki bilim katında ise hem İskoçyalı bilim adamlarının buluşlarını görüyor, hem de çeşitli oyunlar oynayabiliyorsunuz.

img_9254
Müzenin içi

Hatta dünyanın en ünlü koyunu olan Dolly’nin Edinburg doğumlu olduğunu biliyor muydunuz? 🙂

img_9253
Bilim katı

Müzede oyalanmaya devam etmeyi ne kadar istesem de zamanım kısıtlı ve şehrin doğasını da görmek istiyorum. Calton Hill ya da Arthur’s Seat‘e gidebilirim. Daha zorlayıcı olduğundan Arthur’s Seat’i seçiyor ve yola koyuluyorum.

Yol üzerindeyse, Edinburg’daki tek yeme-içme tavsiyem olan dükkana uğruyorum: Mimi’s Bakehouse!

img_8731

Burada, İskoçya’nın meşhur tatlısı “fudge” tatmaya geldim. Çeşitler arasında karar vermek için epey bir zaman geçirdikten sonra naneli-çikolatalı kekimi paket yaptırıp yola koyuluyorum.

Buradan Arthur’s Seat yaklaşık 2.5 km. Bu mesafe için tahmini sürenin 40 dakika olmasına biraz şaşırıyorum ama yola koyuluyorum. 10 dakika yürüdükten sonra, şehrin o kargaşasından nasıl bir anda uzaklaşıp, fotoğraflarda ve filmlerde gördüğümüz İskoçya’yı yaşayabildiğimize şaşırıyorum! Ve oldukça dik görünen tırmanışıma devam ediyorum.

img_9257
Yol üstü manzaraları: akşamüstü keyifleri

Yolun bazı kısımları toprak ve ayak kaymasına çok müsait. Ama bu tabi ki kimseyi engelleyemiyor 🙂 Bazı yerlerse böyle doğal bir merdiven şeklinde:

img_9259

Tepede lise öğrencileri var. Onlar haftasonu aktivitesi olarak buraya tırmanıp piknik yapıyorlar,  ben de fudge keyfi 🙂

img_9265

Böyle minik durduğuna bakmayın! Çok yoğun olduğundan bitirmek zor. Fiyatı 3 pound.

img_8748

Manzaranın tadını iyice çıkarttıktan sonra inişe geçiyorum. Aklımda, korku turlarına katılmak var. Bu turlar paralı, ama birkaç blogda çok iyi olduğunu okuduğumdan katılmak istiyorum. Ancak yetişemiyorum 😦 Bu da Edinburg’a bir daha gelmek için bahanem oluyor.

Listemde bir şey daha var ki benim için tam bir “görmeden dönme”. Tabi ki Harry Potter’ın yazıldığı kafe olan The Elephant House! Gelmeden önce araştırıp artık çok turistik bir yer olduğunu okusam da, burayı görmeden dönmem düşünülemez, teklif dahi edilemez.

(Size çok turistik olduğunu söylemiştim.)

img_9278img_9280

 

 

 

 

Vee, Edinburg’daki son akşamımda, hostele dönüş yolumda şehir bana en güzel sürprizini yapıyor. Hafif bir yağmur, sonrasında da pespembe bir gökyüzü. Hiçbir filtre yok ve bu fotoğraf makinesinin gördüğü, gözlerin gördüğünü siz düşünün!

img_9286

Şimdi, gelelim bu geziyi farklı kılan iki “detay”a. İlki, bu benİm ilk yalnız gezimdi. Yalnız yemek yeme, sinemaya gitme (bunları yap(a)mayan arkadaşlarım olduğu için özellikle yazıyorum), yolculuk etme benim için ne kadar olağan olsa da, hiç seyahat etmemiştim. Bu uzun haftasonunda bunu denedim ve sevdim! Kendinle kalmak, sadece kendine ve kendinden sorumlu olmak, bütün planları kendin yapmak güzel bir tecrübeydi. Ama diğer bir yandan da gördüğün farklı şeyleri, tattığın yeni lezzetleri, duyduğun müzikleri paylaşabileceğin, üzerine konuşup tartışabileceğin biri olmaması bir eksiklikti. Sonuç olarak, arada yine böyle yalnız haftasonu gezileri yapabilirim, ama tercihim favori gezi arkadaşlarımla gezmekten yana! Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Birlikte gezmeyi özlediğim, eğer gerçekten insan insanı seyahatte tanıyorduysa iyi tanıdığım ve iyi ki tanıdıklarım var, iyi ki var!

İkincisi, tüm harcamalarımın çetelesini tuttum. Genelde de parayı hesapsız harcayan, har vurup harman savuran biri değilim ancak hiçbir seyahatimde kuruşu kuruşuna ne kadar harcadığımı bilmem. Bu seferse, bütün harcamalarımı tek tek not aldım ve buyrunuz açıklıyorum:

screen-shot-2016-12-04-at-16-48-09
Pound cinsinden harcamalar

Oldukça kısa bir gezi, zaman darlığından yapamadığım epey şey de var ama bir haftasonu kaçamağı olarak yeterli turistik ve fiziksel aktivite içeriyordu bence 🙂

Eee, var mı Edinburg’a gitmeyi düşünen?

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s