Üniversiteye Yeni Başlayacaklara Tavsiyeler

Gözümün nuru kelebeğim bu sene üniversiteye başlayacak. Hal böyle olunca nacizane tecrübelerimden yararlanması için ona bu yazıyı yazmak istedim. Yazmışken de belki daha çok kişi yararlanır düşüncesiyle buradan paylaşıyorum.

1.Hayatınızla, kariyerinizle, ilişkilerinizle ilgili kimden tavsiye aldığınıza dikkat edin

Bunu özellikle ilk sıraya yazmak istedim çünkü şu an okuduğunuz yazıyı da kapsıyor pek tabii. İnsanlar genel olarak laflarının dinlenmesini, tavsiyeler öğütler vermeyi severler. Bu nedenle herhangi bir konuyla ilgili fikir sorduğunuz herkesin size söyleyecek çok şeyi olacaktır. Hatta fikir sormasanız bile, -ben dahil- pek çok kişi blogdur, Ekşi Sözlük’tür, Youtube kanalıdır gibi yöntemlerle halka seslenmekteler. Okuduğunuz, dinlediğiniz, izlediğiniz şeyleri benimsemeden, hatta üzerine düşünmeden önce bir tartın. Bunu diyen kim? Benim kendime örnek alacağım biri mi? Kendime örnek almayacak olsam da hayatta durduğu yeri, kariyerini, hayatını nasıl yaşadığını beğeniyor muyum, takdir ediyor muyum? Kendinize sorduğunuz bu soruları cevapladıktan sonra, size söylenenleri, tavsiyeleri, kendi süzgecinizden geçirip öyle dikkate alın.

2. Ders kırmayın!

Biliyorum, liseyi yeni bitirdiniz. Gece-gündüz, cumartesi-pazar demeden tüm sene  çalıştınız. Yorgunsunuz, üniversitedesiniz, ve derse gitmeme özgürlüğünüz var. Neden bu özgürlüğü kullanmayasınız? Üstelik bazı derslerin de size hiçbir katkısı olmadığını düşünüyor, hala “Bu gerçek hayatta ne işime yarayacak?” muhabbetine devam ediyorsunuz. Yapmayın.

Üniversitedeki ilk yıllarımda yukarıda anlattığım şekilde davrandım. Uykum varsa derse gitmedim, yoklama varsa imza attırdım, derslerin bana katkı sağladığına inanmadım. Ama aslında final öncesi hep daha çok çalıştım, anlamadığım yerleri öğrenebilmek için çok daha fazla çaba harcadım ve aslında sonuç olarak derslere gitmemek benim için zaman açısından çok daha maliyetli oldu. Bu işin ilk ayağı; dersi derste öğrenmek.

İkinci ayak ise şu: üniversitede, kariyerinizde işe yarayacak pek çok fırsat size hocalar ve asistanlar aracılığıyla ulaşıyor. Bu bir staj ilanı olabilir, yurtdışındaki bir konferansa katılım olabilir, bir projede öğrenci asistan olarak çalışmak olabilir, ya da en basitinden, fakültenin bir etkinliğinde görev almak olabilir. Hoca ve asistanlar da bazen bu tip fırsatları tüm öğrencilere duyurup seçme sürecini dallandırıp budaklandırmak yerine, düzenli olarak fakültede gördükleri, nispeten daha iyi tanıdıkları, aslında devamsızlık yapmayarak yaptığı işteki ciddiyetini gösteren (evet, öğrencilik de bir iştir) öğrencilerle paylaşıyorlar. Son senemde hiç ders kırmayıp fakültedeki hemen tüm etkinliklere katılmam sonucunda Bölüm Başkanı’ndan asistanlık teklifi, asistanlardan sınav ve ödevlerle ilgili tüyolar, çok sevdiğim bir dersin hocasıyla ise özel bir projede çalışma gibi fırsatlarım oldu. Hatta bu proje sayesinde mezun olduktan sonraki ilk işimi de buldum. Velhasıl, derslere gidin.

3. İngilizce’yi iyi öğrenin

Eminim herkesten, hep duyduğunuz bir tavsiye. Ama klişelerin boşuna klişe olmaması gibi, bu tavsiye de çok haklı bir tavsiye. Özellikle şu an yurtdışında çalışan ve dolayısıyla yaşayan biri olarak, iyi bir İngilizce’ye sahip olmanın önemini daha net görüyorum. Bir yabancı dili çok iyi bilmeniz, hele bu İngilizce ise, size dünyanın kapılarını sonuna kadar açıyor. Kariyer odaklı fırsatlar haricinde, yabancı bir dilde de düşüncelerinizi kendi dilinizdeki gibi rahat ifade edebilmeniz, espriler yapabilmeniz, diğer insanlarla yakınlık kurabilmeniz çok değerli.

Üniversitedeki öğreniminiz İngilizce olacaksa eğer (ve hazırlık okursanız), önünüzde bu işe adayabileceğiniz koca bir yılınız var demektir. Hazırlık senesi güzel bir sene, hem gezecek, hem yeni arkadaşlar edinecek, hem de İngilizce’yi iyi öğrenecek vaktiniz olacaktır. Lütfen bu işe ağırlık verin.

( Bu yazının konusu olmadığından değinmiyorum ancak İngilizce’yi geliştirmekle ilgili güzel tavsiyelere şu, şu, şu, şu ve şu yazıdan ulaşabilirsiniz.)

4. Yazları boş geçirmeyin

Yaz tatili konusunda pek çok ülkeye kıyasla şanslıyız. Üniversitelerin haziran başı gibi kapanıp eylülde açılmasıyla her yaz yaklaşık 3 aylık bir tatiliniz olacak. Senenin yorgunluğu içinde tüm yazı yatıp dizi izleyerek ya da tatil yörelerinde deniz, güneş, kum üçgeninde geçirme hayali biliyorum ki çok çekici. Ama inanın ki mezun olurken o boş geçirdiğiniz yazlara üzüleceksiniz.

Yazları boş geçirmemek illa ki sıkıcı stajlar yapmak demek değil. İlginizi çeken, ilerde yapmak isteyebileceğiniz, ya da hayatınızın bir zamanında yapmak isteyebileceğiniz şeyleri gerçekleştirmek için bulunmaz bir fırsat yaz tatilleri. Kariyer açısından bakacak olursanız, merak ettiğiniz sektörleri, iş yerlerini tanımanıza yardımcı olabilecek tecrübeler kazanabilirsiniz. Mezun olduğunuzda iş ararken tüm bu kazandığınız tecrübeler, ne istediğinizi, ne istemediğinizi anlamanızda size çok yardımcı olacak.

Sadece kariyer odaklı da düşünmeyin. Gezmek, para kazanmak, gönüllü çalışmak, blog yazmak, kısaca kışın yoğunluktan yapamadığınız ne varsa onu yapmak için güzel bir zaman dilimi. İnanın ki 3 ayın 1 ayını planlı programlı bir şekilde hedeflerinizden birine ayırmak, size tembellik yapmaktan daha iyi gelecek.

5. Spor yapın

Popüler tavsiyelerden bir diğeri. Sporun zihinsel ve bedensel faydalarıya ilgili pek çok akademik araştırma, makale, blog yazısı, video vs mevcut olduğundan sizi ikna sürecine girmiyorum. Sadece bana ilham vermiş bir hikayeyi anlatmakla yetineceğim.

Üniversiteye spor yapma bilinciyle başlayan arkadaşlarımdan bir tanesi, “hem öğrenirim, hem de en azından beni düzenli spor yapmaya teşvik eder” diyerek okulun voleybol takımının antrenmanlarına gitmeye başlar. Öncesinde bir voleybol tecrübesi yoktur. Takımda oynamış oynamamış, kenarda oturmuş önemsemez, amacı bellidir (ki bu duruşu da egolarından sıyrılmış olduğu için çok etkileyici buluyorum). Üniversite hayatı boyunca antrenmanlara aksatmadan devam eder. Yıllar böyle geçerken son sene takım kaptanı olur, üniversitesini pek çok turnuvada temsil eder, bu sayede farklı farklı şehirlere gider, yine okul takımında oynayan başka bir voleybolcu ile evlenir, çalışma hayatına atılmışken de -yani halen- amatör ligde voleybol oynamaya devam eder. En yakın arkadaşlarının da bu voleybolculardan oluştuğunu söylememe gerek yok sanırım. Voleybolun tüm bu süreçte fitliğini ve ruh sağlığını korumaya yardımcı olması da cabası.

Diyeceklerim bu kadar 🙂

6. Gönüllü çalışın

Ülkenin, hatta dünyanın buna çok ihtiyacı var. Gençsiniz, enerjiksiniz, vaktiniz var. Katkı sağlayabileceğinize inandığınız, değişiklik yaratmak isteyeceğiniz bir amaç uğruna gönüllü çalışın. Gandhi’nin de dediği gibi, “Dünyada görmek istediğiniz değişiklik olun”. Bu amaç çocuklar, hayvanlar, yaşlılar, sanat, eğitim, aklınıza gelebilecek her şey olabilir. Üstelik az buz mülakat tecrübesi geçirmemiş biri olarak, gönüllü çalışma deneyiminin işverenler tarafından çok önemsendiğini de söyleyebilirim, çünkü hem sizin kendinizden başka şeyleri de önemsediğinizi gösteriyor, hem de elinizi taşın altına sokmaya hazır olduğunuzu.

7. Gezin

“The world is a book and those who do not travel read only one page.”

Evet, “Hayat bir kitaptır ve gezmeyenler sadece bir sayfa okur.” Bol bol gezin, her fırsatta gezin! Okul gezilerine katılın, şehrinizdeki turlara katılın, en olmadı mahallenizde turlayın. Büyük bir şehirdeyseniz eminim ki görülmeye değer tarihi, kültürel ya da doğal bir güzellik vardır yakın çevrenizde. Burası Türkiye!

Paranızı ve zamanınızı harcayabileceğiniz en iyi şeylerden biridir gezmek, bunu unutmayın.

8. Bitirdikten sonra ne yapacağınızı düşünün

Biliyorum, daha yeni başladınız ve 4-5 sene sonrası size çooook uzak geliyor; ama değil. Gözünüz kariyerinizden başka bir şey görmesin, her adımınızı ona göre atın demiyorum elbet,  ama “Ben mezun olduktan sonra ne yapmak istiyorum?” sorusu aklınızın hep bir köşesinde olsun. Stajlarınızı, etkinliklerinizi, edineceğiniz tecrübelerinizi bu soru etrafında seçmeye çalışın. Böylelikle ne istediğinize tam olarak karar veremeseniz bile en azından ne istemediğinize karar vermiş olursunuz üniversite hayatınızın sonunda, ki büyük bir adımdır.

9. Çevrenizdeki etkinliklere katılın

Üniversitelerin çoğunda sene boyunca konuşmalar, konferanslar, paneller olur. Bunları takip edin, ilginizi çekenlere katılmayı unutmayın, merak edin!

10. Soru sormaktan korkmayın

Derste anlamadığınızı, daha çok açıklanmasını istediğiniz noktaları sormaktan korkmadığınız gibi, insanların yardıma ihtiyacı olup olmadığını, günlerinin nasıl geçtiğini sormaktan da korkmayın. Bir şey izlediniz, katkı sağlayabileceğinizi düşünüyorsunuz, bir e-posta gönderip “size böyle bir katkı sağlayabilir miyim?” diye sorun. Bir şey okudunuz, bir kısmı ilginizi çekti, daha fazla detay için sorun. Bir etkinliğe katılmak istiyorsunuz, şartları birebir sağlamıyorsunuz, yapılabilecek bir şey olur mu diye sorun. Demem o ki iletişime geçmekten, red cevabı almaktan korkmayın, sorun sorun sorun. Aklınıza estiği için gönderdiğiniz bir e-posta sayesinde hayatınızın değişimine şahit olabilirsiniz.

Üniversiteliler arasına hoş geldiniz, umarız sizleri üniversite mezunları arasında da görürüz! 🙂

Reklamlar

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Cezerye dedi ki:

    Sözlükten atladım geldim~~
    Çoğu hemen yapılabilir şeyler, tecrübelerinize teşekkürler burdan.

    Beğen

    1. 12ay12yer dedi ki:

      Umarım işe yarar 🙂

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s