Cafe de Paris sosunun Cenevre’de başlayan hikayesi

Bu yazıda anlatacaklarımı, “İsviçreliler yapmış yine İsviçreliliklerini” ana fikri ile paylaşmak istiyorum sayın okuyucular.

Yer, İsviçre’mizin güzide kentlerinden Cenevre. Zaman, 1930. İsviçreli bir abimiz, gar yakınlarında  Fransız tarzı bir restoran açıp işletmeye başlar. Bu restoranda et servis eder, etinin de güzel bir sosu olsun ister. Onu ekler bunu çıkarır, dener dener dener, nihayetinde bizim bugün “Cafe de Paris” sosu olarak bildiğimiz sosu icat eder! Bugün tarifi ve içindekileri hala sır olarak saklanan bu sos, adeta İsviçre’nin kolası 🙂

IMG_4582

Sosun içeriği hakkında çeşitli spekülasyonlar mevcut tabi. Mesela beyazlatılmış tavuk ciğerinin sosu oluşturan malzemelerden biri olduğu iddia ediliyor. Bunun yanında kekik, hardal, tereyağı, tuz gibi malzemelerle birlikte sosta yirmiden fazla baharat ve kırktan fazla tat olduğu söylentiler arasında.

Etinizin nasıl pişmesini istediğinizi sorduktan sonra salatanız geliyor. Çok kısa süre sonra da sos yatağında etiniz geliyor ve masadaki mini ısıtıcının üzerine yerleşiyor. Sos ve tereyağı bir arada olduğundan bir süre ateşin üzerinde bırakmak iyi bir fikir olabilir. Patatesleriniz de geldiğinde artık bu tecrübeye hazırsınız, afiyet olsun!

IMG_4571
Vinegret soslu salata (Diğer bir deyişle bol sirke ve zeytinyağı ve diğerleri)
IMG_4575
Üç kişilik et

Salata ve patatesler bittikçe yenileniyor(muş). Bizim salatamız bitmediği için okuduklarımdan hareketle bu bilgiyi veriyorum, -mış’lı geçmiş zaman keyfi.

Restoranda menü sabit, salata, ana yemek ve patates. Fiyat Mart 2016 itibariyle 42.5 frank. İsviçre standartlarında fena değil, Türkiye standartlarında ise evet pahalı. Menüye içecektir tatlıdır dahil değil ama bahşiş dahil imiş 🙂

IMG_4584

IMG_4580

 

İsviçre’ye gelenler için “İsviçre’de ne yenir?”e cevap olabilecek bir yemek. Gelmeden önce şuradan rezervasyon yaptırmanız da tavsiye. “İsviçre’ye yolum daha bir süre düşmeyecek ama bunu da çok merak ettim” derseniz de, sitelerinden şubelerini bulabilirsiniz. Bir zamanlar Türkiye’de de varlarmış ama kapatmışlar.

Bir İsviçrelilik hikayesinin daha sonuna geldik. Eldeki kaynaklardan en iyi şekilde yararlanma ve yoktan turistik cazibe yaratmanın kitabı burada yazılıyor dostlar, devamı gelecek..

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s