Açık Erişimli Yayın Meselesi

Bu sene, 25 yıllık öğrencilik hayatımın planlanan son senesi (Nasıl mı 25 yıl? 8+5+4+3+5). Böyle olunca, öğrencilere ücretsiz olan ama çalışanların ya katılamadığı ya da fahiş ücretler ödeyerek katılabildiği eğitimlerden faydalanmak ve kendimi öğrencilik sonrası hayata hazırlamak adına, okuldaki eğitimleri daha iyi araştırır oldum. Bu kapsamda en son gittiğim ve çok yararlı olduğunu düşündüğüm seminer…

Los Angeles Gezisi (2. Kisim): “Sıkıntı yok, hallederiz”

Los Angeles’ın yalnız ve arabasız geçen ilk iki günlük kısmını şurada anlatmıştım. Şimdi geldik ikinci kısma. Gün 3 Günün ilk durağı LA Arts District. Güneş tepede ve hava 30 derecenin üzerinde olsa da, grafitileri görmek umuduyla sokaklarda volta atıyoruz. Sıradan işler olduğu gibi önünde uzun uzun durup izleyebileceğiniz işler de var. Aç olmamamıza rağmen, onlarca…

İsviçre’de Ev Bulmanın İncelikleri: Tavsiyeler ve İpuçları

Lozan’da ev arama tecrübemi şurada anlatmıştım. Bu yazıda, İsviçre’deki 4. yılımı bitirmem şerefine, kendi tecrübelerime etraftan duyduklarımı da ekleyerek, ev arayacak olanlara altın değerinde tavsiyeler vereceğim. Tecrübem Lozan’da, ancak İsviçre’nin diğer büyük şehirlerinde de sürecin benzer şekilde ilerlediğini tahmin ediyorum. İlan takibi Öncelikle ilanlarla ilgili sunu bilmek lazım: iki tip ilan göreceksiniz. İlki, emlakçıların verdiği…

Los Angeles Gezisi (1. Kısım): Arkadaşlar Böyle Bir Şehir Mümkün Olabilir Mi?

Türkiye’de Ege-Akdeniz kıyılarında yaşamamış kişiler için şehrin bütün havasını değiştiren unsur: palmiyeler. Biz fanilerin, sadece yaz tatillerinde, 1-2 haftalığına gittiği tatillerde gördüğü bu ağaç, daha sonra nerede karşımıza çıkarsa çıksın o şehri bizim için tatil şehri yapıyor (Biz dedim ama, yalnız değilim di mi?) E Los Angeles da, melekler şehri olmasının yanında, bence bir de…

Doktoranın Karanlık Yüzü: Keşke Başlamadan Önce Bilseydim Dediklerim

Doktoraya başlarken, akademik kariyer istediğimden şüphem yoktu. Lisans ve yüksek lisans yıllarımda hocaların çalışma hayatlarına özenirdim. Çok iyi bildiğin bir şeyi başkalarına öğretme tatmini yaşama, sürekli gençlerle ya da belli akademik seviyedeki kişilerle muhatap olma, esnek çalışma saatleri, üniversite ortamı, güzel ve sakin ofisler.. Tüm bunlar gözüme, işinden memnun olmak için yeter hatta artar koşullar…

İsviçre’nin Pazarları: Lozan’da Rehberli Pazar Gezmesi

İsviçre, sahip olduklarını pazarlama konusunda adeta bir profesör. Bir müzenin reklamını görüyorsunuz, “Allahım neden şu an o müzede değilim, hemen gitmeliyim, her hafta sonu orada olmalıyım” hisleriyle müzeye gidiyorsunuz, aklınızdan tek geçen “Aman bu muymuş, ne abartmışlar” oluyor. Lozan’ın pazar turu ilanını gördüğümde de ilk önce bu hislere kapıldım. Lozan’da yaşayıp, 2009’dan beri bir yemek…

İsviçre’de Doktora Yapmak: Başvuru ve Kabul

Son zamanlarda bu konuyla ilgili çok soru aldığımdan, cevapların derli toplu durması ve ilerde kendi kendime “evet ya böyle olmuştu” demek için bu yazıyı yazmaya karar verdim. Lisans yıllarımdan beri doktora yapmak istediğim belliydi. Yüksek lisansı bitirirken dünyanın her yerinde yaklaşık 20 doktora başvurusu yaptım. Dünyanın her yeri derken Kuzey Amerika’dan Singapur’a, Fransa’dan Hollanda’ya uzanan…

Aylardan Nisan, Yerlerden Bursa: Alışveriş

Türkiye’de hemen hemen her şehrin, o şehre has meşhur bir şeyi vardır, bu da genelde kebaptır. Bu bilgimi, katılacağım bisiklet festivali için Yalova’da ne yenilir diye araştırırken, bu güzide şehrimizin de bir kebabı olduğunu öğrendiğimde pekiştirmiş, epey de şaşırmıştım. Bursa deyince de akla ilk gelen pek tabii İskender kebap, onu geçelim. Gelelim Bursa’nın diğer meşhurlarına…

Bisiklet terörizmi, nazar ve “be careful what you wish for”

Danimarka denince akla bisiklet, bisiklet denince akla Danimarka geliyor. Her 10 kişiden 4’unun araba sahibi, 9’ununsa bisiklet sahibi olduğu, başkentinde her gün bisiklet üzerinde dünyanın çevresini 35 kere dönecek kadar mesafe katedilen bir ülkeden bahsediyoruz (Danimarka bisiklet istatistikleri için kaynağa tık). Hal böyle olunca, iki aylığına bu ülkeye gelmiş hevesli bir bisikletsever olarak ilk iş…

Yeni bir şehir ve kendine meydan okuma güncesi

Konda’nın yapıp yayımladığı bir araştırmaya göre, Türkiye’deki insanların %61’i doğdukları yerde yaşıyormuş. Çevremdeki insanlar genelde bu yüzdeyi düşürüyor. Gerçi, 12 yıl İstanbul’da yaşayıp ikametini İstanbul’a aldırmamış biri olarak, eğer bu yüzde ikamet bilgisine bakarak elde edildiyse çok güvenmeme eğilimindeyim. Şaka şaka, doğduğu yerden kilometrelerce uzağa taşınanlar olduğunu bildiğim gibi, doğduğu köyden dışarı adım atmamış kişilerin…

Kars Gezisi – 2. gün

2. gün kahvaltımızı DSİ’de ediyor ve arabamızı beklemeye başlıyoruz. Hava o sırada -17 derece gösteriyor. Arabalar donmuş, gelemiyor. Bu yüzden hatta bazı turlar iptal olmuş. Bize de dünden tanıdığımız araba değil, geceyi donmadan sabaha bağlayabilmiş başka bir araba geliyor, yola koyuluyoruz. Hedefimiz yaklaşık 200 km ötedeki İshak Paşa Sarayı. Güzel manzaralarla ilerliyoruz. O gün bizimle olan…

Kars Gezisi – 1. gün

Çok yazıldı çizildi söylendi. Yıllardır da “gitmek istediğim yerler” listelerimde yer aldı. Ve azmin zaferi olarak, 10 günlük Türkiye tatilime 4 günlük bir Kars seyahati sıkıştırmayı başardım! Onlar basamağını 2’den 3’e geçirirken bana en güzel hediye oldu. Öncelikle biz de herkes gibi 25 saatlik yolculuk tecrübesini de tatmak için Ankara’dan trenle gelmek istedik. Günler öncesinden,…